İmposter Sendromu: Başarılarınızı Sahiplenemediğinizde
- Mina Buse Uzun
- 4 Eyl
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Eyl
Hiç kendi başarınızı kutlamak yerine “Aslında o kadar da zor değildi” diye küçümsediğiniz oldu mu? Ya da “Bunu hak etmiyorum, bir gün herkes gerçeği görecek” diye düşündünüz mü? Eğer bunlar size tanıdık geliyorsa, bu durum “imposter sendromu” ile ilişkili olabilir.

İmposter Sendromu Nedir?
İlk kez 1978’de psikologlar Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafından tanımlanan imposter sendromu, kişinin kendi başarılarını içselleştirememesi, kendini sürekli yetersiz hissetmesi ve bulunduğu konumu hak etmediğine inanmasıyla ortaya çıkar.
Bu sendromu yaşayan bireyler, dışarıdan bakıldığında gayet başarılı görünür; fakat iç dünyalarında “sahtekâr” olduklarını düşünürler. Başarılarını çoğunlukla şansa, tesadüfe veya dışsal faktörlere bağlarlar.
Bilimsel Not: Imposter sendromu DSM-5 ya da ICD-11 gibi tanı kitaplarında bir “resmî hastalık” değildir. Psikoloji literatüründe bir fenomen olarak incelenir ve genellikle kaygı, mükemmeliyetçilik ve benlik saygısıyla bağlantılıdır.
Nasıl Ortaya Çıkar?
İmposter sendromunun gelişiminde hem bireysel hem de çevresel faktörler rol oynar:
Aile tutumları: Çocuklukta sürekli kıyaslanmak, yüksek beklentilerle büyümek.
Mükemmeliyetçilik: “Hata yaparsam başarısızım” düşüncesi.
Toplumsal mesajlar: Başarıyı tek ölçüt olarak gören kültürel baskılar.
Yeni roller: Üniversiteye başlamak, iş değiştirmek ya da terfi almak gibi yeni başlangıçlar.
Kısacası, kişi ne kadar başarılı olursa olsun içsel “yeterli değilim” inancı devam eder.

Kimlerde Daha Sık Görülür?
Öğrenciler, özellikle yüksek akademik standartlara sahip okullarda.
Yeni iş hayatına başlayan genç profesyoneller.
Sanatçılar, yazarlar veya yaratıcı mesleklerde çalışanlar.
Yöneticiler ve lider pozisyonunda olanlar.
Akademisyenler ve araştırmacılar.
Yani aslında “başarı” ile iç içe olan herkes, bir dönem bu duygularla karşılaşabilir. Hatta Maya Angelou ve Albert Einstein gibi dünyaca ünlü isimlerin bile imposter sendromu yaşadığını söyledikleri biliniyor.
Ne Zaman Uzman Desteği Almalıyız?
Bazen bu hisler gelip geçicidir, bazen de günlük yaşamı zorlaştıracak boyuta ulaşır. Eğer:
Başarılarınızı sürekli küçümsüyor ve kendinize haksızlık ediyorsanız,
Yoğun kaygı, tükenmişlik ya da depresif belirtiler yaşıyorsanız,
İş ve özel hayatınız bu düşünceler yüzünden sekteye uğruyorsa,
Kendinizi sürekli diğerleriyle kıyaslamaktan yoruluyorsanız,
bir uzmana başvurmak faydalı olabilir. Terapi sürecinde bu düşüncelerin kökeni keşfedilir, alternatif bakış açıları geliştirilir ve sağlıklı baş etme yolları öğrenilir.

İmposter Sendromunu Yenmek İçin Ne Yapabiliriz?
Başarı günlüğü tutun: Küçük ya da büyük fark etmez, elde ettiğiniz başarıları yazmak, gözünüzün önünde somut kanıtlar oluşturur.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaşın: “Hata yapmak” başarısızlık değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.
Geribildirim alın: Güvendiğiniz insanlardan gelen olumlu geribildirimleri kabul etmeye çalışın.
Kıyaslamadan uzak durun: Sosyal medya ya da iş ortamındaki karşılaştırmalar, kendinizi daha da yetersiz hissetmenize neden olabilir. Bunun yerine kendi gelişim yolculuğunuza odaklanın.
Mindfulness ve nefes egzersizleri: An’da kalmayı ve kaygıyı düzenlemeyi öğrenmek, yoğun duygularla baş etmenizi kolaylaştırır.
Paylaşın: Yaşadıklarınızı güvendiğiniz kişilerle paylaşmak, bu deneyimin aslında ne kadar yaygın olduğunu görmenizi sağlar.
Sonuç
Imposter sendromu düşündüğünüzden çok daha yaygındır. Başarılarınızı küçümsemek, aslında sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Aksine, bu duygular çoğu zaman çok başarılı insanların karşılaştığı bir içsel çelişkidir. Kendinize daha adil davranmayı öğrenebilir, başarılarınızı sahiplenmeyi yavaş yavaş geliştirebilirsiniz. Unutmayın: Burada olmanız bir tesadüf değil, emeklerinizin bir sonucudur.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki bilgiler, herhangi bir şekilde kişisel tedavi veya tanı önerisi değildir. Online ya da yüz yüze terapi süreci, kişinin bireysel ihtiyaçları ve değerlendirmeleri doğrultusunda şekillenir. Acil psikiyatrik destek gerektiren durumlarda (intihar düşünceleri, kendine veya başkasına zarar verme riski gibi) lütfen en yakın sağlık kuruluşuna başvurun veya acil yardım hattını arayın.



Yorumlar