Aleksitimi: Duyguları Kelimelerle İfade Edememenin Bilimi
- Mina Buse Uzun
- 25 Ağu
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Eyl
Aleksitimi, yaşadığı duyguları tanımlayamayan ve ifade edemeyen milyonlarca insanı etkileyen, ancak henüz yeterince anlaşılmayan bir durumdur. Toplumun yaklaşık yüzde 10'unu etkileyen bu özellik, sadece utangaçlık ya da içe dönüklük değil - beynin duyguları işlemleme biçiminde gerçek farklılıkları olan karmaşık bir sendromdur. Son yıllarda yapılan nörobilim araştırmaları, aleksitiminin sadece öğrenilmiş bir davranış kalıbı olmadığını, gerçek nörobiyolojik temelleri olduğunu göstermektedir. Bu durumu yaşayan bireyler, iç dünyalarını keşfetmekte zorlanırken, aynı zamanda ilişkilerinde, iş hayatlarında ve fiziksel sağlıklarında önemli zorluklar yaşayabilmektedir.
Aleksitimi Nedir ve Nereden Gelir?

Aleksitimi, Yunancada "duygular için kelime yok" anlamına gelen bir terimdir. 1972 yılında Yunan asıllı psikiyatrist Peter Emanuel Sifneos tarafından literatüre kazandırılan bu kavram, kişinin kendi duygularını tanımlamada ve tanımlamada güçlük çekmesi, duyguları sözel olarak ifade etmede yetersizlik ile karakterize edilir.
Sifneos ve meslektaşları, psikosomatik şikayetleri olan hastalarda ortak bir özellik keşfetmişlerdi: bu kişiler duygusal deneyimlerini anlatmakta zorlanıyor, bunun yerine bedensel yakınmalarına odaklanıyorlardı. Toplumda erkeklerin yüzde 17'si, kadınların yüzde 10'u aleksitimi yaşamaktadır. Bu da erkeklerde neredeyse iki kat daha yaygın olduğunu göstermektedir.
İlginçtir ki, aleksitimi ne DSM-5'te ne de ICD-11'de resmi bir mental bozukluk olarak sınıflandırılmıştır. Bunun yerine boyutsal bir kişilik özelliği olarak değerlendirilir. Yani hepimizde farklı düzeylerde var olan bir özellik spektrumudur. Bazılarımız duygularımızı kolaylıkla tanımlayıp ifade ederken, diğerleri bu konuda daha fazla zorlanır.
Bu durumun tarihçesi aslında 1940'lara kadar uzanır. İsviçreli psikiyatrist Jürgen Ruesch, psikosomatik yakınmaları olan hastalarda duygusal ifade güçlüklerini ilk kez sistematik olarak gözlemlemişti. Ancak kavramın bilimsel temelleri, 1960'larda Harvard Medical School'da çalışan araştırmacılar tarafından sağlamlaştırıldı.
Aleksitiminin Kökleri: Beyin, Genler ve Yaşam Deneyimleri
Aleksitiminin gelişiminde üçlü bir etkileşim söz konusudur: nörobiyolojik faktörler, genetik yatkınlık ve çevresel etkenler.
Beynin Rolü
Modern beyin görüntüleme çalışmaları, aleksitimik bireylerde insula ve amigdala bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar olduğunu göstermektedir. İnsula, iç vücut algısı ve duygusal entegrasyon için kritik bir bölgedir - bu alanda yaşanan sorunlar, duygusal farkındalığı doğrudan etkiler. Amigdala ise yüz ifadesi tanıma ve duygusal reaktivite için temeldir.
En önemli bulgulardan biri, limbik sistem ve neokorteks arasındaki iletişim bozukluğudur. Bu durum, duygusal deneyimlerin bilinçli farkındalık düzeyine çıkmasını zorlaştırır. Ayrıca, hemisferler arası bağlantıları sağlayan korpus kallosumda da işlev yetersizlikleri gözlenmektedir.
Genetik Yatkınlık
İkiz çalışmaları, aleksitiminin yüzde 30-42'sinin kalıtsal olduğunu göstermektedir. Özellikle serotonin ve dopamin sistemleriyle ilgili gen varyasyonları risk oluşturmaktadır. Örneğin, 5-HTTLPR gen polimorfizminin L/L genotipi taşıyanlar daha yüksek aleksitimi skorları göstermekte, oksitocin reseptör genindeki (OXTR) belirli varyasyonlar ise empati eksiklikleriyle ilişkilendirilmektedir.

Çevresel Faktörler
Çocukluk çağı travmaları aleksitimi gelişiminde kritik rol oynar. 36,141 katılımcıyı içeren büyük bir meta-analiz, özellikle duygusal ihmal ve duygusal istismarın güçlü risk faktörleri olduğunu ortaya koymuştur. Bakım verenlerin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaması, o çocuğun ileriki yaşamında duygularını tanıma ve ifade etme becerisini önemli ölçüde etkilemektedir.
Aleksitimi Gerçekten Bir Beyin Sorunu Mu?
Bu sorunun yanıtı net: Evet, aleksitimi sadece öğrenilmiş bir davranış değil, gerçek nörobiyolojik temelleri olan bir durumdur.
2024-2025 yıllarındaki en güncel çalışmalar, aleksitimide GABA ve glutamat nörotransmitter dengesinde bozukluklarolduğunu göstermektedir. İnsula bölgesinde glutamat seviyelerinin artması, duygusal deneyimlere karşı aşırı duyarlılık yaratırken, anterior cingulate cortex'teki GABA artışı duygusal yanıtların baskılanmasına yol açmaktadır.
Hormonal Faktörler
Aleksitimik bireylerde HPA ekseni disfonksiyonu görülmektedir. Cortisol awakening response (sabah kortizol yanıtı) belirgin şekilde düşüktür, bu da strese karşı yetersiz yanıt anlamına gelir. Ayrıca, sosyal bağlanma hormonu olan oksitocin seviyelerinde düşüklük gözlenmekte, bu da empati ve sosyal bağ kurma zorluklarını açıklamaktadır.

Default Mode Network Bozuklukları
Beynin dinlenme durumu ağı (Default Mode Network) aleksitimik bireylerde bozulmuştur. Bu ağ, öz-farkındalık ve iç yaşantıları izleme ile ilgilidir. Bağlantısallıktaki azalma, kişinin kendi iç dünyasına erişimini zorlaştırır.
Bu bulgular, aleksitiminin hem doğuştan gelen nörobiyolojik farklılıklar, hem de yaşam deneyimlerinin şekillendirdiği karma bir durum olduğunu göstermektedir. İyi haber şu ki, nöroplastisite sayesinde bu durumu iyileştirmek mümkündür.
Aleksitiminin Çeşitli Yüzleri
Aleksitimi tek tip bir durum değildir - farklı alt türleri ve şiddeti vardır. Primer aleksitimi yaşam boyu süren, çocukluk çağında şekillenen bir formdur ve genellikle genetik yatkınlık ile erken bakım veren etkileşimlerindeki eksikliklerden kaynaklanır.
Sekonder aleksitimi ise hastalık, travma veya yoğun stres sonrası gelişen bir durumdur. Beyin travması geçiren, inme yaşayan veya şiddetli PTSD geliştiren bireyler edinsel aleksitimi gösterebilir.
Travma İlişkili Aleksitimi
Bu özel form, özellikle dikkat çekicidir. PTSD hastalarının yüzde 42'sinde klinik düzeyde aleksitimi görülürken, savaş veteranlarında bu oran yüzde 43'e kadar çıkabilmektedir. Travmatik yaşantılar, duygusal işlemleme sistemlerini koruyucu bir mekanizma olarak "kapatabilir".

Otizm Spektrumunda Aleksitimi
En çarpıcı örtüşme otizm spektrum bozukluğu ile yaşanır. Otizmli yetişkinlerin yüzde 50-60'ında aleksitimi görülürken, tipik gelişen bireylerde bu oran sadece yüzde 16'dır. Bu durum, "aleksitimi hipotezi"ni doğurmushtur: otizmde gözlenen bazı duygusal zorluklar aslında otizmin kendisinden değil, eşlik eden aleksitimiden kaynaklanıyor olabilir.
Kültürel ve Demografik Faktörler
Aleksitiminin görülme sıklığı demografik faktörlere göre değişir. Yaş ilerledikçe prevalans artmakta, düşük eğitim düzeyi ve sosyoekonomik zorluklar risk faktörü oluşturmaktadır. Kültürler arası çalışmalar, duygu ifadesini kısıtlayan toplumsal normların aleksitimi gelişimini etkileyebileceğini göstermektedir.
Aleksitimiyi Tanımanın Yolları
Aleksitimi tanısında altın standart, Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAS-20)'dir. 20 soruluk bu öz-değerlendirme ölçeği üç ana boyutu değerlendirir:
Duyguları tanımlamada zorluk (DIF): "Duygularımı tanımlamada zorlanırım" gibi maddelerle ölçülür. Bu boyut, kişinin kendi duygusal durumlarını ayırt edebilme yeteneğindeki eksiklikleri değerlendirir.
Duyguları tarif etmede zorluk (DDF): "Duygularımı başkalarına anlatmakta zorlanırım" türü sorularla duygusal deneyimleri sözel olarak ifade etmedeki güçlükleri ölçer.
Dış odaklı düşünce (EOT): "İnsanların günlük rutinleri hakkında konuşmayı duygularından bahsetmeye tercih ederim" gibi maddelerle dikkati dış olaylara yöneltme eğilimini değerlendirir.

Klinik Belirtiler
Aleksitimik bireyler tipik olarak şu özellikleri gösterir:
Duygusal kelime dağarcığında sınırlılık
İç deneyimleri bedensel sensasyonlarla karıştırma
Metaforik düşünce eksikliği
Fantezi ve hayal kurma yetisinde azalma
Empati kurmada zorluk
Bedensel yakınmalara odaklanma eğilimi
Aleksitimi Tedavi Edilebilir Mi?
Kesinlikle evet! 2024'te yayınlanan en güncel sistematik derleme, 18 randomize kontrollü çalışmanın 17'sinin aleksitimi tedavisinde etkili olduğunu kanıtlamıştır. Uygun tedavi ile hastaların yüzde 60-80'i klinik anlamlı iyileşme gösterebilmektedir.
En Etkili Tedavi Yaklaşımları
Mindfulness temelli müdahaleler en güçlü bilimsel kanıta sahiptir. 460 katılımcılı meta-analizde, mindfulness müdahaleleri TAS-20 skorlarında ortalama 5.28 puan azalma sağlamıştır. Bu yaklaşımın iç farkındalığı artırmadaki etkisi, aleksitiminin temel sorunu olan duygusal farkındalık eksikliğini doğrudan hedefler.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) de yüksek etki boyutları gösteren bir diğer yaklaşımdır. Klasik bilişsel davranışçı terapi prensiplerini duygusal farkındalık eğitimiyle birleştiren bu yöntem, hastaların duygularıyla ilişki kurma biçimini değiştirmeyi amaçlar.

Yenilikçi Tedavi Yaklaşımları
Beden odaklı müdahaleler umut verici sonuçlar göstermektedir. Somatik deneyimleme, nefes çalışması ve interoceptif farkındalık eğitimleri, özellikle travma ilişkili aleksitimide etkilidir. Bu yaklaşımlar, zihin-beden bağlantısını güçlendirerek duygusal farkındalığı artırır.
Dijital terapötikler de yeni bir alan olarak öne çıkmaktadır. MT-ALEX uygulaması gibi özel olarak geliştirilmiş mobil uygulamalar, duygu tanıma becerilerinde büyük etki boyutları (d=0.97) göstermiştir.
Kombine Tedavi Yaklaşımları
En iyi sonuçlar çok modlu yaklaşımlarla elde edilmektedir. Grup ve bireysel terapinin kombinasyonu, mindfulness tekniklerinin entegrasyonu ve dijital araçların tamamlayıcı kullanımı optimal sonuçlar vermektedir.
Günlük Yaşamda Aleksitiminin Etkileri
Aleksitimi, yaşamın her alanında derin etkiler yaratabilir. İlişkilerde en belirgin zorluklardan biri evlilik memnuniyetinde yüzde 23-35 oranında azalmadır. Aleksitimili bireyler partnerlerinin duygusal ipuçlarını kaçırabilir, duygusal yakınlık kurmakta zorlanabilir ve iletişim sorunları yaşayabilir.

İş Hayatında Zorluklar
Çalışma hayatında aleksitimi önemli zorluklar yaratır. 4,088 hemşire üzerinde yapılan bir çalışma, aleksitiminin işyeri çatışmalarını artırdığını ve duygusal tükenmişliğe yol açtığını göstermektedir. Köy doktorları arasında yapılan araştırmada ise iş tükenmişliğinde doğrudan yüzde 16 artış saptanmıştır.
Kariyer gelişiminde de sorunlar yaşanabilir. Empati eksikliği, üst düzey yöneticiler ve müşterilerle rapport kurma güçlüğü, stresli durumlarda karar verme zorluları gibi faktörler mesleki ilerlemede engel oluşturabilir.
Fiziksel Sağlık Etkileri
Aleksitimi, geniş bir fiziksel semptom yelpazesiyle ilişkilidir. Migren, bel ağrıları, irritabl bağırsak sendromu, astım, fibromiyalji gibi durumlar aleksitimik bireylerde daha sık görülür. 2024'te yapılan bir çalışma, sağlıklı kan donörlerinde bile aleksitiminin 10 yıllık kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını göstermiştir.
Bu durum, duygusal sıkıntının bedensel belirtiler olarak ortaya çıkması (somatizasyon) ile açıklanmaktadır. Aleksitimik bireyler duygusal streslerini fiziksel yakınmalar olarak deneyimler ve ifade ederler.
Gerçek Yaşam Hikayeleri
46 yaşındaki evli bir kadın, aleksitimi puanı 81 olan hasta, eşiyle duygusal bağ kuramamakta ve fiziksel semptomlarla (baş dönmesi, çarpıntı) psikolojik sıkıntısını ifade etmektedir. Üç seanslık kısa psikoterapiden sonra hem anksiyete hem depresyon skorlarında dramatik düzelme görülmüş, TAS-20 puanı normal aralığa girmiştir.
Başka bir vakada, acil durum operatörü olan bir kişi, travmatik olaylarla baş etmede yetersizlik yaşamış ve "ikincil aleksitimi" geliştirmiştir. Bu durum, stresli meslek gruplarında aleksitimi gelişimi riskini göstermektedir.

Umut Dolu Bir Gelecek Mümkün
Aleksitimi yaşayan bireyler için umut verici haberler var. Bu durum kalıcı bir kader değil, doğru yaklaşımla önemli ölçüde iyileştirilebilir. Nöroplastisite sayesinde beyin yeni bağlantılar kurabilir, duygusal işlemleme becerileri geliştirilebilir.
Erken tanı ve müdahale kritik önemdedir. Karger Aleksitimi fark edildiğinde, uygun terapi desteği alındığında, mindfulness ve beden farkındalığı teknikleri uygulandığında, kişiler duygusal dünyalarıyla yeniden bağlantı kurabilir.
Türkiye'deki İmkanlar
Ülkemizde aleksitimi konusunda farkındalık artmaktadır. Üniversite hastaneleri ve özel merkezlerde bu alanda eğitimli terapistler mevcuttur. Grup terapisi seçenekleri, mindfulness merkezleri ve dijital destek araçları erişilebilir haldedir.
Aleksitimi yaşayan bireylerin ailelerine de önemli sorumluluklar düşmektedir. Sabırlı olmak, eleştirmeden dinlemek, duygusal ifadeyi desteklemek ve profesyonel yardım almayı teşvik etmek kritik adımlardır.
Sonuç olarak aleksitimi, modern yaşamın giderek daha fazla insanı etkileyen, ancak bilim sayesinde giderek daha iyi anlayıp tedavi edebildiğimiz bir durumdur. Duygusal dünyamızla bağlantıyı yeniden kurmak mümkün - ve bu yolculukta yalnız değiliz.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki bilgiler, herhangi bir şekilde kişisel tedavi veya tanı önerisi değildir. Online ya da yüz yüze terapi süreci, kişinin bireysel ihtiyaçları ve değerlendirmeleri doğrultusunda şekillenir. Acil psikiyatrik destek gerektiren durumlarda (intihar düşünceleri, kendine veya başkasına zarar verme riski gibi) lütfen en yakın sağlık kuruluşuna başvurun veya acil yardım hattını arayın.



Yorumlar